Tarım ve Orman Bakanı Kirişci, Burdur’da tarım sektörü temsilcileriyle buluştu Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayıyla yürürlüğe giren “Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile planlı tarım döneminin başladığını belirterek, “Bu, aslında tek başına tarım adına bir devrimdir.” dedi.

Burdur’daki programları kapsamında ilk olarak Valiliği ziyaret eden Kirişci, şeref defterini imzaladı, kentte yürütülen çalışmalarla ilgili Vali Vekili Ahmet Mailoğlu’ndan bilgi aldı.

Ziyaretin ardından Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde (MAKÜ) tarım sektörü temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Kirişci, yaptığı konuşmada, Akdeniz Bölgesi’nin iç kısmında, göller bölgesinde ve bunun ortasında adeta sancak gibi yükselen Burdur’un bölgenin önemli bir tarımsal üretim merkezi olduğunu söyledi.

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) Bakanlığın 32 biriminden biri olduğunu ifade eden Kirişci, “Göreve geldiğimiz andan itibaren TİGEM’de proaktif çalışmalar yürüttük. Bu çalışmalarımız çok şükür meyvesini verdi. TİGEM, 2022 yılında altı kat artışla 798 milyon lira düzeyinde bir gelir elde etti. Bir önceki yıla göre ise bu geliri yüzde 500 arttırmış oldu. Böylece çiftçilerimize kaliteli tarımsal üretim materyali sağlarken TİGEM, ülke ekonomimize de büyük bir katkı sağlamıştır.” diye konuştu.

Kirişci, dünya ve Türkiye’de kuraklığı, çevresel ve iklimsel değişimleri, bu manada da yağışlarla ilgili problemleri konuşur hale geldiklerini ifade ederek, Türkiye’nin ortalama yağış miktarının 574 milimetre olduğunu ve bunun ülke genelinde yeknesak olmadığını söyledi.

Türkiye’nin Akdeniz çanağında, yarı kurak coğrafyada bulunduğunu dile getiren Kirişci, jeopolitik konumundan dolayı da Suriye, Irak ile Rusya-Ukrayna gibi önemli çatışma alanlarının yakınında bulunduğunu belirtti.

Ülke nüfusunun sabit olmadığını, 2002’de 65 milyon olan nüfusun bugün 85 milyona ulaştığını anlatan Bakan Kirişci, şöyle konuştu:

“20 milyonluk bir ilave nüfusu da bu ülkenin görmesi ve bunu dikkate alması gerekir. Tabii ki bu 20 milyonluk nüfusla da kalmıyoruz. Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesişim noktasında bulunmamızın, jeopolitik risklerin zorluğu ve bir de göç yolu üzerindeyiz. Bunlar, düzenli ya da düzensiz göçmen, hiç fark etmiyor. Ülkemiz ister istemez bunlara da ev sahipliği yapmak durumunda kalıyor. Bunların da 4,5 milyon civarında olduğunu bilmemizde yarar var. Yine bir diğer konu, ülke olarak ihracat yapıyoruz. İhracatımızı her geçen gün artırıyoruz. Genel ihracatımız 2022’de 36 milyar dolar iken bugün 254 milyar dolara çıktı. 2002 yılında 36 milyar doların 3,8 milyar doları tarım ve gıda ile ilişkiliydi, şimdi 254 milyar doların içerisinde de tarımsal ürünler ve gıda ihracatımız 30 milyar dolara dayandı. Artı 2002’de 15 milyon ülkemizi ziyaret eden turist varken pandemiye rağmen bugün 52 milyonun üzerine çıktık. Bu ülke 122 ülkeye, 255 destinasyona uçan milli gururumuz Türk Hava Yolları marifetiyle, 185 milyon yolcuyu da uçakta Türkiye’ye transit ülke olarak veya Türkiye’ye gelen yolcu olarak düşündüğümüzde, öylesine büyük bir yolcu kitlesini de yine Türkiye’de siz değerli kardeşlerimizin ürettikleriyle doyuran bir ülkeyiz. 185 milyon uçak yolcusu da sizin ürettiklerinizi tüketmektedir.”

“Tahıl koridorundan 883 gemi geçti”

Kirişci, salgının bitmesinin ardından Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başladığını, bu savaşla buğdayın tonunun 445 dolara, doğal gazın 3 bin dolarların üzerine çıktığını, aynı şekilde diğer emtia fiyatlarının da buna bağlı anormal artış gösterdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki Türkiye’nin “Her iki ülkede bizim için dost ve komşu ülkedir” yaklaşımı sayesinde tahıl koridorunun devreye girdiğini vurgulayan Kirişci, “(Tahıl koridorundan) Buradan, bu zamana kadar 883 gemi geçti. Geçen gemilerle birlikte 27 milyon 300 bin ton burada tahıl ve diğer gıda ürünleri taşındı. Peki sadece bunlar mı taşındı? Elbette değil. Bugün bizim akaryakıt istasyonlarımızdaki mazot, benzin fiyatı hatırlarsanız 30-31 liraya kadar çıkmıştı. Bugün 20-21 liraya kadar geriledi. Doğal gaz hakeza. Gübre, enflasyona rağmen bile bir önceki yılın yüzde 4-5 gerisine düştü. Bunlar tabii ki dünyaya da bir rahatlama olarak yansımış oldu. Bugün itibarıyla buğdayın tonu artık 290-295 dolarlarda.” diye konuştu.

“Planlama sayesinde artık üreten, ürettiğinden mutlu olacak”

Geçen yıl üreticilerle görüşerek bir kilo buğdayın kaç liraya mal olduğunu, mazot, gübre, ilaç ve hasat gibi hepsinin maliyetini belirlediklerini ifade eden Kirişci, “‘Bunun üzerine de çiftçimiz mutlaka para kazanmalı.’ dedik. Onların mutlu olacakları rakamı belirledik. Önce 7 bin 50 lira, sonra 7 bin 450 liradan buğday almaya başladık. Bunun biz artısını gördük. Ülke olarak bugün stoklarımızda gerek ekmeklik gerek makarnalık buğdaylarımız var. Hakeza arpamız var. Ayçiçek yağımız var. TMO olarak bunlar bizim elimizde stokta bulunuyor.” bilgisini paylaştı.

Kirişci, gıda ve tarımın stratejik bir sektör ve milli güvenlik meselesi olduğunu vurgulayarak, 20 yıldan beri verdikleri desteklerle, oluşturdukları mevzuatlarla tarımla ilgili önemli aşamaları geride bıraktıklarını dile getirdi.

Tarım ve orman alanlarındaki düzenlemeleri içeren “Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 5 Nisan’da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanarak Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlatan Kirişci, şöyle devam etti:

“Bu yeni kanunla planlı tarım dönemi başlayacak. Bu, aslında tek başına tarım adına bir devrimdir arkadaşlar. Tıpkı Tarım Kanunu gibi kanunları bizim mevzuatımıza kazandırmak, ülke olarak tarımsal destekleri çeşitlendirmek ve bunların miktarlarını artırmak, nasıl yine AK Parti döneminde bir başarı hikayesi olarak paylaşıldıysa şimdi yeni bir döneme başlıyoruz. Bu da Türkiye yüzyılına, yeni Cumhuriyet’imizin yeni yüzyılına yakışır bir uygulama olacak. Bundan böyle üreticilerimizin üretimden dolayı mağduriyet yaşamamaları için üreticilerimizi yönlendireceğiz. Ne üretmeleri gerektiği konusunda, oradaki toprağın, coğrafyanın, ekolojinin piyasanın bütün oradaki değerlendirmelerini yaptıktan sonra, suyu da merkeze alarak bir planlama yapacağız. ve bu planlama sayesinde artık üreten, ürettiğinden mutlu olacak. Ürettiği için mağdur edilmeyecek. Pazarlama sorunu, piyasada bunu kim alacak, kim satacak derdine düşmeyecek.”

“Türkiye’de gereksiz, lüzumsuz arz fazlalığı olmayacak”

Bu kanunla sözleşmeli üretimi kapsam bakımından genişlettiklerini, bilhassa üreticileri mağduriyetlerine neden olan geçmiş uygulamaların tamamını ortadan kaldıracak düzenlemeye kavuşturduklarını aktaran Bakan Kirişci, yeni düzenlemede tarafların gerekirse cayabileceklerini ancak cayma hakkını kullananların birtakım sorumluluklarının olacağını belirtti.

“Türkiye’de gereksiz, lüzumsuz arz fazlalığı olmayacak. Patatesten para ettin, bu sene patatesten zarar ettin paradoksunu, zıtlığını asla yaşamayacağız.” diyen Kirişci, şunları ifade etti:

“Kırsalı terk edip kente gelenler, büyük kentlere gidenler veya artık o işletmenin, arazinin küçüklüğü nedeniyle o işletmeyi, o araziyi ekip biçmeyenler, üretimde kullanmayanlar. Biz bunlara diyeceğiz ki ‘Size iki yıl mühlet. Bu iki yıllık sürenin sonunda burası boş kalmaya devam ederse biz size buranın kira bedelini ödeyeceğiz ama burada üretim yapan bu civardaki üreticilere burayı kiraya vereceğiz.’ diyeceğiz. Parsel bazındaki bu bölünmüşlük, parçalılık, vesaire, tam 30 milyon civarında da bir dağınıklık var. Yani o kadar çok dağınıklık, parçalılık var ki ihtilaf konusu oluyor bunlar. Dolayısıyla iki yıl üretimde kullanılmayan bu alanların üretime kazandırılmasıyla nereden baksak 686 bin hektar atıl olan alanı üretime kazandırmış olacağız. Bunların tabii bize sağlayacağı ilave birtakım katkılar, destekler de olacak. Bu topraklar evet mülkiyeti sizde ama kullanım hakkı kamunun kendisinde olmalı. Her birinizin tapulu malıdır. Buna bir itirazımız yok ama milletin de buralarda üretime ve bu üretimden elde edilen ürüne de ihtiyacının olduğunu mutlaka biliyor olmamız lazım.”

“Bir kilogram kırmızı et için 15 ton su tüketiyoruz”

Kirişci, DSİ vasıtasıyla barajlar, göletler, yer altı su depoları yaptıklarını ve bu çalışmalara daha da hız vermeleri gerektiğini vurguladı.

“Bir kilogram kırmızı et için 15 ton su tüketiyoruz. Bir kilogram peynir ve ürünleri için 5 ton süt tüketiyoruz.” diyen Kirişci, şunları söyledi:

“Yine bir kilogram şeker için 1,5 ton su tüketiyoruz. Buğday için 1,3 ton su tüketiyoruz. Şimdi biz su zengini değilsek o zaman neyi, nerede, nasıl, ne kadar üretmemiz gerekir? Bu konularda mutlak suretle dikkat kesilmemiz gerekir çünkü suyun yüzde 77’sini tek başına tarımsal sulama, tarımsal üretimde bu manada kullanıyoruz. Bu, bizim için olmazsa olmazımız. Bugün için bizim 96 milyar dolar dolarlık dış ticaret fazlamız var. Bakın nüfusumuz artmış, gelen turist sayısı artmış, gelen geçici veyahut da düzensiz göçmen, ne dersek diyelim bunların sayısında artış var. Gelen işte uçak yolculuğu yapanlara verdiğimiz ikramlar var ama hamdolsun bu ülkede hiçbir ürünün kıtlığı ve yokluğu yok. Bunlar, kendiliğinden mi oldu? Hayır. Bunlar, 20 yıldan beri yaptığınız bu çalışmalarla, verdiğimiz desteklerle oldu. Bu çıkarmış olduğumuz mevzuatlarla oldu ama esas şahlanış Allah’ın izniyle bu 2023’le beraber başlayan süreçte olacak.”

Bakan Kirişci, orman yangınlarında hayatını kaybeden 105 kişinin şehit statüsüne alınacağını belirterek, geride kalan ailelerini rahatlatacaklarını sözlerine ekledi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*