Neolitik dönemin izlerini gün yüzüne çıkarmak amacıyla gerçekleştirilen Taş Tepeler Projesi, uluslararası alanda Japon ve Çinli arkeologların katılımıyla genişleyen bir araştırma ağı haline geldi. Bu kapsamda, Japon ekipler “Ayanlar” bölgesinde, Çinli araştırmacılar ise “Yoğunburç” yerleşiminde kapsamlı kazı çalışmaları için hazırlıklara başladı. Taş Tepeler Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul, Japon ekibin hızlı sonuç almaktan ziyade bilimsel doğruluğa odaklandığını belirtti.
Prof. Dr. Karul, Japon arkeologların çalışma stratejisi hakkında, sürecin uzun vadeli bir planlamayla yürütüldüğünü ifade etti. “Japon meslektaşlarımız, Ayanlar’da uzun süreli bir çalışma gerçekleştirecekler. Kazı alanında altyapılarını kurdular ve ön belgeleme çalışmalarını tamamladılar. Bu noktada, Japon ekibin amacı kısa sürede sonuç almak değil, en doğru ve bilimsel verilere ulaşmaktır” diye konuştu.
Çin Arkeoloji Enstitüsü, Taş Tepeler bölgesinde yeni yerleşim alanları ile ilgili ön araştırmalar yaparak projeye katılmaya hazırlanıyor. Çinli ekiplerin, gelecek ay itibarıyla Yoğunburç’ta kazı çalışmalarına başlayacağı bilgisi verildi. Bu çalışma, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Türkiye’deki ilk arkeolojik kazısı olma özelliğini taşıyor. Prof. Dr. Karul, “Yoğunburç’ta gerçekleştirilecek kazı, Çin’in Türkiye’deki ilk projesi olacak ve Taş Tepeler Projesi’nin uluslararası boyutunu vurgulayacak” şeklinde açıklama yaptı.
Neolitik dönem, insanlık tarihinin köklerini anlamak açısından büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Karul, bu dönemde yerleşik yaşam, tarım, iş bölümü ve mimarlık gibi temel dönüşümlerin şekillendiğini belirtti. Bu nedenle, dünyanın dört bir yanından bilim insanlarının bu döneme ilgi gösterdiğini ifade eden Karul, devlet desteğinin de projeyi güçlendirdiğini vurguladı. “Ortak noktaları araştırmak, bilim insanları açısından her zaman ilgi çekici olmuştur. Bu noktada, hükümetin inisiyatifinin büyük değer taşıdığını düşünüyorum” dedi.
Taş Tepeler Projesi, 15 Türk ve 21 uluslararası bilim insanının işbirliği ile gerçekleştirilmekte. Prof. Dr. Karul, geçtiğimiz yıl projede yaklaşık 200 arkeoloğun çalıştığını, bu ekipte hem deneyimli akademisyenler hem de genç araştırmacıların yer aldığını aktardı. Bu proje, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kapsamlı projelerinden biri olma özelliği taşıyor ve ülkenin bilgi paylaşımına açık bir vizyona sahip olduğunu gösteriyor.